Kaçırdıklarımız 1
Adam Phillips'in Kaçırdıklarımız, Yasanmamış hayata övgü kitabinin birinci bölümünü bitirdim geçenlerde. Kendimce notlar aldım, sizinle de paylaşmak istedim. Buyrun, keyifle olsun.
Tatmin ve Hüsran Üzerine
İnsan çoğu zaman tatmin peşinde koştuğunu düşünür; oysa peşinde olduğu şeylerin önemli bir kısmı hüsrandan kaçma girişimidir. Gerçek ihtiyaçlarımızı anlamadan, onların yerine geçen avuntularla yetiniriz. Böylece doyum sandığımız şey, eksikliğin üzerini örten geçici bir teselliye dönüşür.Freud ve Bion'a göre düşünme, istek ile tatmin arasındaki boşlukta doğar. Bir ihtiyacın hissedildiği an ile onu karşılayacak eylemin sonuç verdiği an arasında bir uçurum vardır. Düşünce bu uçuruma kurulan köprüdür.
"Hakiki tatmin, yaşadığımız hüsranların doğasını anlamaktan geçer." Hüsrana katlanamayan insan düşünemez; onun yerine hayal kurar, inkâr eder, suçlar ya da kaçış yolları arar. Oysa ruhsal gelişim, hüsrandan kaçmakla değil, onu dönüştürmekle mümkündür.
Bion'un önemli bir düşüncesi şudur:
"Yemeğimizi sindirmeden önce hüsranımızı sindirmemiz gerekir."
Yaşadığımız hayal kırıklıkları düşünülmediğinde, anlamlandırılmadığında ve yasları tutulmadığında, aynı eksiklik farklı kılıklarda hayatımıza geri döner. İnsan çoğu zaman ne istediğini bilmediği için değil, neyin eksikliğini çektiğini anlamadığı için tatminsizdir.
İsteklerimiz çoğu zaman gerçek dışıdır; sınırsız sevgi, tam güvenlik, kusursuz özgürlük ya da eksiksiz mutluluk isteriz. Fakat bu arzular ancak gerçek dünyanın sınırlı imkânları içinde kısmen karşılanabilir. Olgunluk, kusursuz tatmini bulmak değil, eksiklikle yaşamayı öğrenmektir.
Isaiah Berlin'in sözü bu noktada anlam kazanır:
"Bilgi bizi önümüze daha çok seçenek koyarak değil, imkânsız şeylere kalkışıp hüsrana uğramamızı engelleyerek özgürleştirir."
Özgürlük her şeyi yapabilmek değil, neyin mümkün olduğunu ve neyin olmadığını görebilmektir. Çünkü enerjimizi imkânsız olanı kovalamaya değil, mümkün olanı inşa etmeye ancak o zaman yönlendirebiliriz.
Belki de insanın kendine sorabileceği en önemli soru şudur:
"Ben gerçekten ne istiyorum?" değil,
"Ben hangi eksikliğin acısını yaşıyorum?"
Çünkü tatmine giden yol arzularımızı değil, hüsranlarımızı anlamaktan geçiyordur belki de.
Sevgiyle dostlarım, hep sevgi ile.


Yorumlar
Yorum Gönder